EFT NEDİR?

EFT NEDİR?

EFT teknik olarak bedenimizin değişik noktalarına parmak uçlarıyla vuruşlar yapmaktan ibarettir. Doğrudan, sorunu oluşturan düşüncelere, duygulara ve davranış modeller üzerine odaklanarak yapılır. Bu kısmını 5 yaşındaki çocuk bile beş dakikada öğrenir. EFT ‘yi EFT yapan aslında bu vuruşlar değil, zihinsel düzeyde bu vuruşların titreşmesidir.

Bedendeki bazı özel noktalara vuruş yapılarak bilinçaltı düzeyde değişim yapmayı sağlayan bir tekniktir.

Gary Graig, milyonlarca kez indirilmiş EFT manüelinde şöyle der:

‘Tüm negatif duyguların nedeni bedenin enerji sistemindeki bozukluğa bağlıdır.’

EFT , 5000 yıllık geçmişi olduğu düşünülen bir enerji tekniğidir. İnsan bedeninde  akışkan enerji kanalları olduğuna inanılır.Bunlar 5000 yıl önceki Çinliler tarafından tanımlanmış olan bedensel meridyenlerdir. Bu meridyenlerde enerji rahat bir şekilde akarken kendimizi her yönden iyi hissederiz. Ama bu enerji kanalları şöyle ya da böyle bir nedenle tıkandığı ya da durgunlaştığı zaman olumsuz ya da negatif olarak nitelendirdiğimiz duygular ortaya çıkar. Enerji bedenimizde bu duyguların ortaya çıkması, fiziksel bedenimizde birçok semptomun (ağrı,kasılma,yanma,titreme  vs. gibi) belirtisidir. Özellikle doğu tıbbında bu anlayış binlerce yıldır sürmektedir.

EFT  anlayışında; enerji kanalları, duyguların bir şekilde bedende bozuk bir enerji olarak birikmesi sonucunda tıkanmaktadır. Bu nedenle EFT,enerji kanallarını açmak için değil,duyguları boşaltmak için uyguladığımız bir tekniktir.

Her türlü fiziksel ,duygusal ya da davranışsal sorunun ardında esas etken olarak bedendeki boşalmamış duygular bulunur.Bu duyguların boşaltılması sorunu ortadan kaldırır.

EFT’nin bulucusu Gary Graig’i etkileyen kişi psikolog Roger Callahan olmuştur. Callahan, suya girme korkusu olan bir kadında ,mide bölgesinde şiddetli bir kasılma hisseder. Kadından mide noktasına baskı yapmasını ister.Sonuçta kadının mide ağrısı geçtiği gibi su korkusu da geçer. Callahan uzun yıllar binlerce vaka üzerinde çalışarak çok değişik fiziksel ve ruhsal durumlar için karışık bir sistem geliştirir. Her durum için uyarılacak 3-4 nokta ve değişik uyarı şekilleri ortaya çıkar.Gary Craig bu sistemi daha uygulanabilir hale getirir.Çalışılan temel noktaları her durum için tek tek ezberlemek yerine tüm noktaları her durum için uyarsak ne olur?   diye düşünür.  Çalışmalarını bu şekilde geliştirir. Sonuçlar gerçekten mucizevi olur.

Günümüzde EFT nin bu kadar hızlı yayılmasının nedeni de uygulamasının basitliğiyle ters orantılı olarak ortaya çıkan olumlu sonuçları olmuştur.

EFT  NASIL  ETKİ EDİYOR ?

EFT başka hiçbir iyileştirme yönteminin işe yaramadığı yerde uygun bir şekilde ve sabırla uyulandığı takdirde işe yarayan bir yöntemdir.

Kalıcı sonuç almak için uygulamalara devam etmek gerekir.

  • EFT’nin etki etmesi için kişinin inanması gerekmemektedir,uygulaması ve devam etmesi gerekmektedir.
  • EFT uygulaması basittir. Hiçbir özel cihaz ve ekip gerekmez. Herkes kendine veya başkasına uygulayabilir. Günün her saatinde uygulanabilir.
  • EFT’yi uygulamak demek, kişinin klasik tıptan yardım almaktan vazgeçmesi demek değildir. Mecut tedavinin yanına EFT’yi ilave etmeniz,fiziksel sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olacaktır.

Kişiler bu tekniği kendi kendilerine veya bir terapistten yardım alarak uygulayabilirler.

EFT’nin bugüne kadar bilinen ciddi bir ters etkisinin ortaya çıkmamış olmasıdır. Çok az kişi EFT den sonra kendini daha kötü hissettiğini söylemiştir.

EFT’NİN  TEMEL AMACI İYİ HİSSETMEYİ SAĞLAMAKTIR

EFT  bir iyileştirme sanatıdır.Geçmişte biriken duyguları boşaltma sanatıdır.EFT de sorun tanımlanır,sorunu sorun yapan bilinçaltı inançlar ve duygular ifade edilir. Bu sorunu sorun haline getiren geçmiş olaylar bulunur.Bu olaylar üzerinde çalışılarak EFT vuruşlarıyla duygu boşaltılır.

İnternette EFT uygulamalarını anlatan yüzlerce web sitesi mevcuttur. Kişiler bu tekniğin uygulamasını öğrenmekte, doğru uyguladığı halde istediği sonucu alamamaktadır.Burada anlaşılamayan felsefesidir.EFT BİR İYİLEŞME VE İYİLEŞTİRME SANATIDIR.Sanat kolay öğrenilen bir şey değildir.Bol uygulama yapmak ve duyguları anlamak ,hisleri hissetmek gerekir.

HEDEF İYİ HİSSETMEKTİR

Tüm canlı sistemlerde her bir canlının sistemi hayatta kalmaya göre planlanmıştır. İnsandaki farklı olan hayatı sorgulamasıdır. Hayatı  sorgulamak, yaşadığı hayatı değiştirme çabalarını da ortaya koyar.

İçsel hayatta kalma dürtüleriyle hayatımızı bilinçli bir iradeyle değiştirme çabaları çatıştıkça, içsel sorunlar ortaya çıkar.Yaşamakta olan bir insanın yaşadığı tüm sorunların kaynağı içsel çatışmayla ilgilidir,bu onun içsel sorunudur. Ama  bu tespit çok az insan tarafından fark edilen bir durumdur. Çoğu insan için sorun yaşadığı çevreyle ilişkilidir.Yani yaşam koşulları iyileşirse yaşamın daha kaliteli olacağını düşünür.Bu nedenle kendini kötü hisseder ve çevresiyle mücadele eder. Yaşam koşullarını ve çevresindeki insanları değiştirmeye çalışır.Beklediği değişiklikler olmayınca kendini kötü hisseder,içsel çatışmaları artar.

Bu durumda  ya çabalamayı bırakıp kaderine razı olur ama içten içe kızgınlığı, üzüntüsü artar ve zamanla kendini kronik hastalıkla başbaşa bulur. Bazıları da mücadele hissini yaşayarak çabalamaya devam eder. Sonuçta yine mutlu olamaz.

İnsan kendini tanıyarak içsel çatışmalarını çözer,kainat kitabını okursa Yaradan’ ın her şeyi en güzel biçimde yarattığını ve yarattıklarını başı boş bırakmadığını düşünürse kendini her zaman iyi hissedecektir. Nisa suresi 79.ayette Allah (c.c.) “(Ey insan)Sana gelen her iyilik Allah ‘tandır.(Yine )başına gelen her kötülük ise kendi nefsindendir” buyurmaktadır. Kişi kendi söylediğinden ve yaptığından sorumludur .Başkalarının bizim için söylediklerinden üzülmemiz ,eğer haksızlarsa,kendi algılarımızdan dolayıdır. Eğer haklılarsa teşekkür edip kendimizi düzeltmeye çabalamamız gereklidir. Ufak problemlerle enerjimizi bitirirsek önemli işlere gücümüz kalmayacaktır. Aslında insanın gerçek vazifesi Rabbini tanıması, sevmesi, kendi acizliğini fark edip ona layık kul olmaya çalışmasıdır. Vazifesini unutup gereksiz şeylerle uğraşan kişi kendini kötü hissedecektir.

Şibli(k.s.)  kulluğu şöyle özetlemiş “Arif olanın (O’ndan başkası ile )alakası, aşık olanın şekvası(şikayeti),kul olanın davası, Allah’tan korkanın kararı ve hiçbir kimsenin Hak Teala’dan firarı yoktur.”

DUYGULARIMIZI tanımalı ve anlamalıyız

Duygular döngüsel olarak  tasarlanmıştır. Hissedilmeli,ifade edilmeli,boşaltılmalı ve enerjisi tüketilmelidir.Duygularımızı bastırmak acı ve baskı meydana getirir.

Duygulara direnmek,hem fiziksel hem de zihinsel olarak,çok fazla enerji gerektirir.Duygularımıza direndikçe ve onları boşaltmadıkça birikmiş enerji bizi bunaltır.

Bu evrensel akıma direnmenin belirtileri, hastalıklar acı ve vücuttaki hasarlardır.

Duygu ve hislerimiz,düşünce ve davranışlarımızı tahminimizden daha güçlü bir şekilde etkiler. İnsanın hislerini, duygularını tanımlayamaması başlı başına bir sorundur. Çünkü çocukluğumuzdan itibaren hepimize böyle öğretilmiştir.

Hislerimize herhangi bir direnç göstermediğimiz sürece bütün hislerimiz kısa ömürlüdür. Direnç, bilinç ve bilinçaltı arasında dengesizliklere yol açar. Bu dengesizlikler de birçok hastalığı başlatabilir.

Bedenimizdeki hissettiklerimiz cevaplar ve çözümleridir. Üzüldüğümüzde ağlarız ve baskıdan kurtulup rahatlarız.Yorgunsak bir yere kadar dayanırız ve sonunda pes eder, uyur ve rahatlarız. Bütün sistem doğal bir döngü üzerine kurulmuştur.

Anne karnındayken hislerimizi herhangi bir filtreden geçmeden hissederiz. Hepimiz vücudumuzda duygular üretebilir, enerjimizi hissedebilir ve hatta başkalarının duygu ve enerjisini hissedebiliriz. Bu,doğuştan gelen bir yetenektir.

Bilinçaltındaki inançlar, fikirler ve tepkilerin kaynağı yaşadığımız tecrübelerdir. Yaşadığımız olaylar bilinçaltında bizi korumaya yönelik bir algı geliştirir. Olumsuz tepkileri ateşleyen uyarıcılar geçmiş yaşantı veya bir dizi tecrübeden kaynaklanır. Geçmişimizin tüm duyguları burada birikmiştir. Günlük olaylara olan tepkilerimiz bu biriken duyguların denetimi altındadır. Çoğumuz bu gücün farkında değilizdir. Farkında olmadığımız gerginlikler,kontrolsüz takıntılar,alışkanlıklar,sigara vs…gibi. Bu nedenle yaşamımızda yapacağımız KALICI  DEĞİŞİKLİKLER  bilinçaltı  düzeyde olmalıdır.

Vücudumuz bize yapmamız gerekeni söyler ama onun dilini anlamak için onu dinlemeyi öğrenmemiz gerekir. Hislerinize saygı gösterirseniz onlar size sorunu çözmek için gerekli olanı söyleyecektir.

GEBELERDE EFT ‘Yİ HANGİ DURUMLARDA KULLANABİLİRİZ

EFT her gebede her ayda kullanabilir. Gebeler kendilerine uygulayabilir.Aslında EFT enerjisi sevgisi güçlü bir kişi tarafından yapılırsa daha etkin olmaktadır. Özellikle  eşleri EFT ‘ yi etkin olarak yaparlarsa gebeler rahatlamaktadır. Stresi azalan gebelerde bulantı, kasılma, düşük tehditleri azalmaktadır. Hatta son yıllarda sezeryanın artmasının en önemli sebebi doğum korkusudur. Gebenin korkusu, negatif enerji oluşturmakta ve doğum ağrıları başlamamaktadır.Rahat olan gebelerde kasılmalar daha zayıf olmakla birlikte doğum kanalı daha hızlı açılmaktadır.

Planlı sezeryanlarda uygulanan EFT, ameliyat korkusunu azaltmaktadır. Sonuçta hastalar ameliyat sonrası daha az ağrı duymakta ve iyileşmektedir. Bazı doktorların hastalarının hızlı iyileşmesindeki en mühim faktörlerden biri hekimin rahatlatan konuşması ve hastanın elini tutması gibi sebeplerle hastanın ameliyata rahat girmesidir.

Keyifli doğum programında EFT  doğum öncesi, doğum süresince ve sonrasında uygulamaktayız.

Lohusalık  dönemi  kadınların hayatında dönüm noktalarındandır. Doğum süresince bilinçaltı açıktır. Lohusalık döneminde yapılan EFT kötü duyguları boşaltmayı sağlar. Lohusalık depresyonunu ve doğum sonu oluşabilecek hastalıkları azaltmaktadır. Bu konuyu lohusalık bölümünde detaylı inceleyebilirsiniz.

EFT   hakkında detaylı bilgileri Dr.Bülent Uran ve Psk.Nilgün Çalık tarafından yazılan ‘EFT İLE İYİLEŞİN,İYİLEŞTİRİN’ kitabında bulabilirsiniz.

 Opr. Dr. Saliha Eroğlu