HAYATIN İÇİNDEN :)

 

 

 

 

 

VARLIĞIN İKİ HECESİ : ANNE !

 

 

gül

 

 

 

 

 

 

Anne olmayı kelimelere dökme denemesidir bu. Kelimelerle ifade çabasıdır, yaşanılası bu mükemmel duyguyu hikaye etmenin çırpınışı.

 

 

 

Hayalimde bir tuval var, elimde paletim, anneliğin resmini yapmaya çalışıyorum, bir gökkuşağı çıkıyor ortaya. Bir renk cümbüşü arasında kayboluyor zaman. Mavisi dinginliği, sarısı geçiciliği, yeşili huzuru, kırmızısı celali, turuncusu coşkuyu anlatıyor belki de… Eğer bir “evlatsanız” annenizi böyle görürsünüz… Ya anneyseniz? Anneliği anlatmaya çırpınışlarınız tuvalde gittikçe karmaşıklaşır. Bir anneye sahip olmak ve anne olabilmek farklı şeylerdir çünkü.

 

Eğer bir anneniz varsa, hayattaysa  ya da en azından başınızı okşamışlığı varsa içinizi o tatlı his kaplayıverir. Annesiyle hoş olmayan paylaşımları olanlar da vardır belki ; ama o sığınma duygusu, o tarifsiz çaresizlik, çaresizlik içre mutluluk , isterse hükümdar olsun,isterse iki büklüm, ürpertir insanı. Annesi olmanın ne demek olduğunu en iyi bilen, annesini kaybedenlerdir şüphesiz. Nisyan ile hemhâl olan ruhlarımız çoktan sigortalamışken her şeyi, bir deprem, bir alabora şükretmeyi hatırlatır bizlere. “anne karnı huzuru” diyordu geçenlerde dilime dolanan bir şarkının sözlerinde. Söylesenize, şu dünyada daha emniyetli bir yer daha var mı annenin kapsama alanından başka? Reflekslerimizle bile yâd ediveririz , canımız yanınca, ruhumuz daralınca. Allah’ın şefkatinden nasiplendirdiği o cânları…

 

ana başta tâc  imiş her derde ilâc  imiş

bir evlat pîr olsa da anaya muhtâc  imiş

 

 

Annesi olmak bir zaman tüneline binmek biraz da.  Bir insanın geçmişinin teşekkülünü sağlayan ilk, belki de tek varlıktır anne… Anne temel atandır, ömrü boyunca onun diktiği direkler üstüne inşa eder evlat, ne inşa ederse… Medrese inşa eder kimi, kimi baraka, kimi bir vakıf, kimi bir barınak, kimi tarumar eder hem evini hem kendini, kimi bakar gözü gibi, temelden beslenir kimi, her gün bir kat daha çıkar üstüne… Evin temeli besmeleyle atıldı ise, temel sağlam olmuş olur. Besmeleyle verdiyse sütünü anne, besmeleyle pişirdiyse çorbasını, evin temeli sağlam demektir. Fay hatları geçse de altından ufak tefek depremler olsa da temeli sağlamdır evin. Ustası sağlamdır…

 

Anne zaman tünelinde ardımızdan yanan bir ışıktır hep. Ne zaman karanlıkta kalsak, geçmişimizdeki ışık ardımızdan vurur da önümüzü görür, yolumuzu kaybetmeyiz. Işık bazen cılızdır,  bazen gölgemizi kısaltır. Gök gürlediği zaman anne ne öğrettiyse, 70 yaşında da onu söyler insan… Annesine sarılan çocuk, gök gürlediğinde, sonra yine bulabilir mi annesini ? Ya sağ elini göğsüne koymasını öğreten bir annenin çocuğu, salavat getirivermez mi şimşekler evini nura boğduğunda ?

 

Anne bir ev değil aslında bir nesil inşa eder. Nakış nakış imzalıyoruz çocuklarımızın ruhlarını. Ağzımızdan çıkan her söz, yudumladığımız su belki, anlattığımız masal, pişirdiğimiz yemek, akşam yemeğinden sonra ne yaptığımız, her şey ama her şeyle işliyoruz çocuklarımızı. Çıkan tablodan kendisi bile ürken bir anne olarak en çok anneme gülümsüyorum. Hep hayıflanır durur size doyamadım, sizi saramadım, sizinle fazla paylaşım yaşayamadım diye… Oysa ne çok tatlı hikaye vardır zihnimde.  Annelik doyumsuzluk belki de.

 

Birey olma bilincini evladına verebilmenin tahsille ilgisinin olduğunu düşünmeyenlerdenim. Kendime güvenmeyi öğreten annemdir hep. İlk karalamalarımı alaya almayıp benim sesimden dinlemek isterdi anneciğim. Acıklı şeyler olmasa da yazdıklarım, hep bir iki damla belirirdi gözpınarlarında. Belki de bu yüzden yazının ve sesin buluştuğu radyoculuğu meslek edindim kendime.  O benim geçmişim, temelim ve görev olanca ağırlığıyla şimdi biz annelerin üstünde.

 

Annesi olmakla, anne olmak farklı şeylerdir dedik. Penceremin kenarında minicik saksısında duran sümbüle bakıyorum… Baharın muştusu… Küçük sümbüllerimiz birer birer baş göstermeye rayihalar salmaya başladılar.  Artık bayrak bizde… Dünya devran yeri, gelip geçmenin yeri … Anne olmanın sırası bizlere geldi.  Duygusallıktan beslenip hayal gücümüzle dualarımızla, sevgimizle, bilincimizle, inancımızla çiçek nazeninliğindeki evlatlarımızı yetiştirmede sıra… Vira bismillah !

 

Hilâl Küçük Özdamar

 

hilalozdamar@hotmail.com